Kamu personel alımlarında son zamanların en sık tartışılan konusu kuşkusuz güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması şartıdır. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra çok daha önemli hale gelen bu konu, idari yargıda dava konusu olan temel ihtilaflardan da biri haline gelmiş durumdadır.

Öncelikle hemen belirtelim. Gelinen noktada 4045 sayılı Kanun kapsamına giren haller (polis, asker, istihbarat görevlisi, ceza infaz memuru alımları gibi) hariç olmak üzere güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının herhangi bir yasal dayanağı bulunmamaktadır.

Esasen 4045 sayılı Kanunda yıllardır uygulanagelmekte olan bu şart, 15 temmuz sürecinden sonra 657 sayılı Kanuna ve diğer personel kanunlarına da eklendi. Burada konu bilhassa güvenlik soruşturması boyutuyla ortaya çıkmakta. Güvenlik soruşturması ile özetle, kişi hakkında adli sicil kaydından öte bir araştırma yapılarak kamu görevlisi olması hususunda bir engel halin var olup olmadığı tespit edilmeye çalışılıyor. Ancak tartışma da tam olarak bu noktada meydana geliyor.

Örneğin bir kişinin gösteri yürüyüşüne katılmış olması kamu görevine engel midir? İstihbarat kayıtlarında bir kişinin hakkında olumsuz bir not olması, memur olmasına engel midir? Babası, kardeşi, dayısı, amcası ya da diğer akrabaları terör örgütü üyeliğinden yargılanıyorsa, kişinin memur olmasına engel oluşturur mu? Gibi birçok soru ve tartışma yıllardır idari yargı kararlarına da konu oluyor.

Tüm bu tartışmaların asıl kaynağı, kanun ve yönetmelikte güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının detaylı olarak düzenlenmemiş olması idi. Halihazırda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının yasal bir dayanağının bulunmaması da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarına dayanıyor. Yüksek Mahkeme, 15 temmuz sonrası yukarıda bahsettiğimiz kanunlara yapılan ek düzenlemeleri bir bir iptal ediyor. Gerekçe ise güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılamayacak olması değil esasen. Gerekçe, kanuni düzenlemenin konuyu sadece “başlıkla” düzenleyerek tüm detayları idareye bırakması. Anayasa Mahkemesi, yapılacak olan soruşturma ve araştırmanın alt detayları ile birlikte kanunda düzenlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu çerçevede aslında iktidar partisi tarafından 2019 yılı Aralık ayında bir tasarı hazırlanmıştı ancak daha sonra bu tasarı geri çekildi. Bu noktada, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması faaliyetinin gerekli olup olmadığı tartışmasının da var olduğunu söyleyebiliriz. Zira gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda gerekse diğer yasal mevzuatta, kamu görevine engel olan haller zaten sayılmıştır. Bu çerçevede örneğin terör örgütü üyeliğinden hakkında bir ceza mahkemesi kararı bulunan kişi zaten halihazırdaki mevzuat uyarınca devlet memuru olamayacaktır.

Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması, bireyin hukuk önünde suçlu sayılmasına imkan sağlamayacak bazı ölçütlerle bireylerin mağduriyetine yol açan bir uygulama olarak çoğu zaman karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere örneğin amcası terör örgütü üyeliğinden yargılanan bir kimse, kamu hizmetine girme noktasında endişe duymaktadır. Ancak herkesin bildiği “cezaların şahsiliği” ilkesi, hukuk devletinin temel unsurlarındandır ve bu kişinin kamuya alımında –başkaca bir engel yoksa- bir sorun söz konusu olmamak gerekir.

Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının tüm kamu alımlarına teşmil edildiği 2016 yılından bu yana yaşanılan 4 yıllık tecrübede, kamu alımlarına bu noktada karar veren komisyonlarca hatalı birçok kararlar verildiği, konunun sıklıkla idari yargıya taşındığı ve bu noktada hem kamu istihdamında aksaklıklara ve kamu zararına hem de bireylerin mağduriyetine yol açıldığı aşikardır.

Yukarıda da bahsedildiği üzere güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması ile ilgili düzenleme günümüz itibariyle sadece 4045 sayılı Kanunda mevcuttur. Bu kanun kapsamında bir kamu istihdamı söz konusu değilse, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmasının herhangi bir dayanağı bulunmamaktadır. Kaldi ki her ne kadar 4045 sayılı Kanunda bu düzenleme halen yürürlükte bulunsa dahi, bu soruşturma ve araştırmanın hangi usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirileceği, bu soruşturma ve araştırmayı yapacak olan komisyonun hangi hususlara bakacağı ve hangi yetkilerle donatılmış olduğu belli değildir.

Sonuç olarak geldiğimiz noktada, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması konusunun bir netliğe kavuşması gerekmektedir. Bizce hukuksal olarak bu şartın tamamen ortadan kaldırılması ve adli sicil durumuna göre kamu alımlarının eskisi gibi devam ettirilmesi gerekmektedir.

Lütfen bizi takip edin ve beğenin:
error