Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri ile kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklarda genel olarak İdare mahkemelerinde dava açılır ve uyuşmazlıkları İdare mahkemeleri çözümler. İdare mahkemelerinden ya bir idari işlemin iptali, ya da idarenin bir işlem veya eylemi nedeniyle zarar görülmüşse, bu zararın tazmini istenir.

Türk hukukunda avukat aracılığıyla dava açma zorunluluğu bulunmadığından, kişiler de bizzat başvuru yaparak dava açabilmektedir. Ancak bu başvuruların yanlış yapılması halinde hak kayıplarına neden olması uygulamada ne yazık ki sıkça karşılaşılan bir durumdur.

Dava açarken en sık yapılan hatalar nelerdir?

Uygulamada en çok karşılaşılan hata, talep sonucunun doğru, açık ve net yazılmamasıdır. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere İdare mahkemelerinden ya bir idari işlemin iptali ya da tazminat istenir. Bu iki talebin aynı somut olayda bir arada olması da olayın niteliğine göre mümkündür.

Yapılan hatalardan bir diğeri, karşı taraf sayısından bir fazla sayıda dilekçe hazırlanıp mahkemeye sunulmamış olmasıdır. Yani dava açarken eğer davalı olarak gösterdiğiniz kamu idaresi bir tane ise iki nüsha ıslak imzalı dilekçe hazırlayıp mahkemeye sunmalısınız. Bazı davalarda ise davalı kamu idaresi birden fazla olabilir. Örneğin bir kamulaştırmasız el atma davasında hem Belediye, hem Valilik davalı konumda olabilir. Böyle bir örnekte iki ayrı davalı kamu kurumu olduğuna göre, üç nüsha ıslak imzalı dilekçe hazırlanıp Mahkemeye sunulması gerekmektedir. Bu husus her ne kadar basit gözükmekte ise de, hak kaybına neden olabilecek kadar önemlidir. Zira Mahkeme, sırf bu eksiklik nedeniyle dilekçenizi reddeder ve hatayı düzeltmek için süre verir. Bu sürede de eksiklik giderilmezse davanız reddolabilir ve hak kaybına uğrayabilirsiniz.

Tüzel kişi şirketler adına dava açılırken de sıkça şu hatayla karşılanmaktadır: Anonim şirket veya limited şirket gibi sermaye şirketlerinin, kişilerden ayrı tüzel kişilikleri bulunmaktadır. Dolayısıyla şirketler adına dava açılırken şirkete yetkili kimsenin dava dilekçesini imzalaması ve dilekçe ekine yetkili olduğunu gösteren imza sirkülerini eklemesi zorunludur. Aksi halde yine dilekçe reddi ile karşı karşıya kalınabilir.

Dava açılırken dikkat edilmesi gereken en önemli konulardan bir diğeri de kuşkusuz süre konusudur. İdare Mahkemelerinde dava açma süresi genel olarak 60 gündür ancak somut olaya göre bu süreler değişebilmektedir. Örneğin vergi işleri ile ilgili bir dava söz konusu olduğunda bu süre 30 güne, hatta 15 güne inebilmektedir. Dolayısıyla her somut olaya göre sürenin göz önünde tutulması ve bu süre içerisinde davanın açılması oldukça önem arz etmektedir. Aksi halde dava, sırf süre aşımı nedeniyle reddolacaktır.

Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerine karşı açılacak tazminat (teknik adıyla tam yargı) davaları açısından özellik arz eden bir husus, ilgili kuruma başvuru şartıdır. Dava açmadan önce ilgili kuruma zarar bildirilmeli ve tazmini istenmelidir. Doğrudan İdare mahkemelerinde dava açılması halinde Mahkeme, davaya bakmaz ve dosyayı öncelikle ilgili kuruma gönderir.

Yürütmeyi durdurma ne demektir?

Türk yargı sisteminde birçok sebebe bağlı olmakla birlikte davalar ne yazık ki uzun sürmektedir. Bazen ve hatta çoğu zaman ise geciken adalet, adaleti tesis edememektedir…

Bu nedenle tedbir mahiyetinde yürütmeyi durdurma müessesi düzenlenmiş ve kanunda yerini almıştır. Örneğin belediye, evinizi yıkma kararı aldı. Dava açacaksınız ancak dava 1 sene sürecek ve o arada belediye yıkım işlemini gerçekleştirecek diyelim. İşte böyle bir durumda yapılması gereken, o davanın yürütmeyi durdurma istemli olarak açılmasıdır. Yani dava sonunun beklenmesi, o olay için telafisi güç veya imkansız zararlar doğuracak nitelikte ise, tedbir istemli dava açılmalı ve idari işlem veya eylemin uygulanması halinde neden telafisi güç veya imkansız zararlar doğabilecek olması hususu Mahkemeye iyi anlatılmalıdır.

Avukat Çağrı Ünsal | Ankara Barosu

Lütfen bizi takip edin ve beğenin:
error