Senetlerle ilgili yanlış bilinen ve gereksiz bir şekilde uygulamasına şahit olduğumuz konulardan biri senet üzerine borçlu tarafından iki imza atılmasıdır. Geçerli bir bono için düzenleyenin imzası zorunlu şekil şartıdır. Bu imza el ile atılmadır. Bononun birden fazla kişi tarafından düzenlenmesi mümkündür ancak bu durumda her biri ayrı imza atmalıdır.

Senedin (bonunun) ön yüzüne düzenleyen dışındaki kimselerce atılan ikinci imza hukuken aval hükmündedir. Aval veren kişiye avalist denir. Aval hukuki rejim olarak kefaletten farklı bir konumdur. Ve özetle burada şu kadarını belirtebiliriz ki, avalistin hukuki konumu kefilin hukuku konumuna göre daha ağırdır. Kefilin sahip olduğu bir takım korunma mekanizmalarına avalist sahip değildir.

Senedin ön kısmına kefil sıfatı yazılarak dahi olsa atılan imzada, imza sahibi hukuken kefil değil, avalist konumundadır. Yargıtay’a göre de bono üzerine “kefil” ibaresi konulsa bile bu aval olarak nitelendirilir ve aval veren bononun (lehine aval verdiği) diğer borçlusu ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

Esas konumuz olan senette (bonoda) ikinci imza konusuna gelince; aslında gerekmediği halde atılan bu ikinci imzalar, imza sahibini hiç düşünmediği bir sorumluluk altına sokabilir. Senedin gerçek kişi tarafından kendi şahsi borcu için düzenlenmesinde birden fazla imza atmasının hukuki bir değeri ve de zararı bulunmamaktadır. Keza aynı şekilde şirket için düzenlenen bir bonoda şirket kaşesinin doldurduğu alan içerisine atılan ikinci imzanın da hukuki bir anlamı ve zarar oluşturabilecek bir niteliği yoktur.

Ancak senet bir şirket borcu için düzenlenmekteyse ve ikinci imza senedin ön yüzünde ancak şirket kaşesinin dışında yer alıyorsa, artık imza sahibi gerçek kişi bu senedin aval vereni durumundadır. Bir başka deyişle şirket kaşesi üzerine atılan imza (tek imza) ile şirket, kaşe dışına atılan ikinci imza ile bonoyu düzenleyen gerçek kişi borçlu durumuna düşer.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 Sayılı kararında “sorumluluk doğması için, keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından, şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir” diyerek ikinci imzanın yarattığı ayrı sorumluluğu açıkça ortaya koymaktadır.

Dolayısıyla esas borçlu şirket tarafından senet bedelinin eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi hallerinde, senet üzerinde (şirket kaşesi dışında) imzası bulunan kişi senet borcundan sorumlu olacak, ödemenin gerçekleştirilmemesi halinde icra takipleri ile karşı karşıya kalabilecektir.

Bu nedenle özellikle şirket borçları için tanzim edilen senetlerde imza konusuna çok dikkat edilmeli, açığa atılan ikinci imzanın olumsuz sonuçlarından kaçınılmalıdır.

 

Lütfen bizi takip edin ve beğenin:
error