Ticari İşletme

 Türk Ticaret Kanunun hazırlanmasında modern sistem benimsendiğinden ticaret hukukunun önemli kurumları, ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Türk Ticaret Kanununun 11. maddesine göre; ticari işletme, “esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin, devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.”

 

Ticari İşletmenin Unsurları:

Türk Ticaret Kanununda yapılan tanıma göre ticari işletmenin dört unsuru bulunmaktadır.

1) Gelir Sağlamayı Hedef Tutma:

Bir iktisadi işletmeyi kurup işleten kişi ya da kişiler bu organizasyondan bir gelir sağlamak amacı gütmüyorsa ticari işletmeden bahsedilemez. Zira “ticari” olmak, gelir elde etmeyi hedeflemeyi gerektirir. Örneğin; Denizli’den üniversite eğitimi için Ankara’ya gelen öğrencileri ücretsiz konaklatmak için kurulan misafirhane bir işletmedir; ancak bir ticari işletme değildir.

Ticari işletmeden bahsedebilmek için gelir sağlama amacının fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği önemli değildir. Örneğin; otomobil satmak için işletme kuran Ali, hiç satış yapamadan iflas etse ve işletmesini kapatmak durumunda kalsa dahi ticari işletmeden bahsetmek mümkündür.

Bir işletmenin ticari işletme olarak nitelendirilmesi için elde edilen gelirin ne şekilde sarf edildiğinin önemi yoktur. Sağlanan gelir hayır amaçlı kullanılsa dahi işletme ticari işletmedir. Örneğin, Kızılay kamuya yararlı bir vakıftır, işlettiği Afyon Karahisar Maden Suyu İşletmesi’nin geliri Kızılay’a irat kaydedilmektedir. Ancak maden suyu işletmesi bir ticari işletmedir.

Ticari işletme tanımında işletenin kim olduğu önem arz etmez. İşletmeyi işleten devlet, belediye gibi bir kamu tüzel kişisi olabileceği gibi doktor, mühendis gibi serbest meslek erbabı da olabilir.

Gelir sağlama, sadece malvarlığında doğrudan doğruya bir artışı değil; muhtemel bir eksilmeyi önlemeye yönelik faaliyetleri de içine alır. Örneğin, askeri kantinler gibi, mensuplarına çeşitli ürünleri daha ucuza karşılamak amacıyla kurulan müesseselerin de ticari işletme vasfı vardır.

 

2) Devamlılık:

Süreklilik taşımayan organizasyonlar ve bir ya da birkaç defalık, geçici ticari faaliyetler ticari işletmeye vücut vermez. Örneğin bir defaya mahsus olarak konser organizasyonu için bir işletme kurulması, bu işletmeden gelir elde edilse dahi işletmeyi ticari işletme kılmaz.

 

3) Bağımsızlık:

Ticari işletmelerde faaliyetler bağımsız bir biçimde yürütülür ve işletmeyle ilgili temel kararlar, bir başka işletme tarafından belirlenmez. Şubede merkezin belirlediği politikalar uygulandığından şube bir ticari işletme değildir. Örneğin bir banka şubesi, ancak merkezin yapmasına izin verdiği iş ve işlemleri yapabilir, merkezin belirlediği saatte şube açılır ve kapanır, merkezin öngördüğü sayıda eleman istihdam edilir.

Öte yandan, acente tarafından yürütülen faaliyet bağımsız şekilde icra edildiğinden acentelik faali-yeti için açılan işletmeler ticari işletmedir.

 

4) Esnaf Faaliyeti Sınırlarını Aşma:

Diğer üç unsur her işletmenin ortak özelliği iken bir işletmeyi “ticari işletme” yapan unsur, esnaf faaliyeti sınırlarını aşması, diğer bir deyişle belirli bir büyüklüğe ulaşmış olmasıdır. TTK madde 11/2’ye göre; Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir

Esnafı tanımlayan TTK m. 15 hükmü uyarınca, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden çok bedenî çalışmasına dayanan ve geliri Cumhurbaşkanı Kararıyla çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.

TTK’da yer alan esnaf tanımı muğlak olduğundan, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanınca çıkarılacak kararnamede gösterilmesi öngörülmüştür. Bundan sonraki süreçte konuya ilişkin düzenleme Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile yapılacak olsa da şu an hala 2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesi yürürlüktedir.

Kararname uyarınca tacir-esnaf ayrımında kişinin tabi olduğu vergi rejimi esas alınmaktadır. Buna göre vergi mevzuatı açısından vergiden muaf olanlar ile basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan yıllık kazancı Vergi Usul Kanunu’nun 177. Maddesindeki sınırı aşmayanlar esnaf sayılır. İşletme hesabına göre VUK. 177. maddedeki sınırı aşanlar ile bilanço usulüne göre defter tutanlar tacir sayılacaktır.

Esnaflar hakkında kural olarak Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulama alanı bulmaz.

Ayrıca belirtmek gerekir ki, avukatlar, doktorlar ya da mali müşavirlerin tacir sıfatı bulunmayıp, bu mesleklere dair büro, ofis ve muayenehaneler ticari işletme sayılmazlar.

Lütfen bizi takip edin ve beğenin:
error